Günlük hayatta olumlu ya da olumsuz duyguları uçlarda yaşayan, “normal”in, “olağan”ın, “sınır”ın dışına çıkan kişiler için “kabına sığmamak”; kendisinin ya da bağlı olduğu dış dünyanın çizdiği sınırları ortadan kaldırma girişimi için de “kabuğunu kırmak” deyimlerini kullanıyoruz. Aslında benzer gibi görünse de birbirinden farklı ama diğer taraftan birbiriyle ilintili kullanımlar. Bana göre “kabuğunu kırmak” kişinin “iç dünya”sı, “kabına sığmamak” ise “dış dünya”sı ile alakalı. Bir “kap”ın içine sığıp sığmadığını anlayabilmek için önce kabuğu kırmak daha doğrusu o kabuktan çıkmak gerekiyor. Mevcut kabuktan kurtulmak, bundan sonra hiç kabuk kullanmayacağın anlamına gelmiyor. Sadece daha büyük, geniş, konforlu bir kabukta yaşama isteği… İçine girdiğin her kabuktan zamanı geldiğinde çıkacak ve yeni bir kabukta yaşamaya doğru yelken açacaksın. O “zaman”ı belirlemek kimi zaman senden bağımsız faktörlere bağlı olsa da çoğunlukla iç ve dış dünyanın senkronize olarak büyümesi, genişlemesi ile ilgili.
Bunları “hermit crab” ya da “keşiş yengeçleri” diye bilinen canlıların yaşantılarından bir kesiti izledikten sonra düşündüm. Keşiş yengeçleri içi boş deniz kabuklarının içinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Zamanla cüsseleri büyüdüğünde kabukları dar geliyor ve daha büyük kabuk bulma telaşına girişiyorlar. Bu “kabuk değişimi” şu şekilde gerçekleşiyor: Büyük bir kabuk bulunuyor, irili ufaklı bütün yengeçler kabuğun etrafını sarıyor, ölçüp biçip kendileri için büyük olup olmadığına bakıyor. Maalesef hepsi için büyük bir kabuk… Beklemeye başlıyorlar, nasıl olsa o kabuğa sığacak büyüklükte bir yengeç gelecek. Ve büyük yengeç geliyor, kendi kabuğundan çıkıp yeni kabuğa yerleşiyor. Bu esnada diğer yengeçler de gerçek anlamda “boy sırası”na giriyor. Büyük yengecin eski kabuğuna bir alt bedenki yengeç, onun bıraktığı kabuğa diğeri derken en ufak yengece kadar hepsi kabuğunu değiştiriyor. “Kabuk takası” diye isimlendirdiğim eylemin en hazin kısmı, birbine yakın ebattaki yengeçlerin daha büyük kabuğa geçmek için diğer yengeçle(rle) giriştiği rekabet. Bu ritüel sonunda -rekabette olanlar hariç- yengeçler yeni, konforlu kabuklarıyla bir sonraki kabuk takasına kadar mutlu mesut yaşıyorlar.
İş dünyası tam da keşiş yengeçlerinin kabuk merasimine benziyor. Terfi alamayıp kabuğunda sıkışanlar, yeni kabuğa geçmek için önündeki kendisinden daha “büyük kabuk” sahibinin kabuk değiştirmesini bekleyenler, benzer ebattakilerin rekabeti v.s…
Ben de uzunca bir süredir bedenime dar gelen, nerdeyse bütün iç organlarımın dışarıya çıkacağı bir kabukta çalışma hayatımı sürdürüyordum. Nihayet kabuğumu değiştirebilme fırsatı buldum. Kabına, kabuğuna sığmadığını düşünen, yeni kabuk arayışında olanların ne olursa olsun umutsuzluğa kapılmamasını, kabuğunu kırdıktan sonra “zaman”ı geldiğinde mutlaka bedenine uygun bir kabuğun içine gireceklerini bilmelerini isterim.
İyi Pazarlar
Elif, Oncelikle yeni kabugun senin icin hayirli ve ugurlu olsun. Tebrikler. Ulkemizin gectigi sikintilara ragmen daha iyisini arayip bulma cesareti ve cabasini gostermek alkis gerektirir. Videoyu cok ilginc buldum. Bu yengec toplumunun hem pratik zekasini, hem de social duzeninin islerligini gosteriyor. Siraya girerek bir gomlek degistirir gibi herkes kendi icin daha uygununun arayisi icinde. Hayran kaldim. Iyi pazarlar, Aydin
Sent from my T-Mobile 5G Device Get Outlook for Androidhttps://aka.ms/AAb9ysg ________________________________
BeğenLiked by 1 kişi