KURT SİYASETİ

Camide ibadet edilir, tuvalette ihtiyaç giderilir, meyhanede içilir, havuzda yüzülür, hastanede tedavi edilir/olunur, ringde dövüşülür, okulda eğitim verilir/alınır, Meclis’te siyaset yapılır v.s. Ama bazıları havuza tuvaletini yapmak, meyhanede ibadet etmek, hastanede dövüşmek, camide alkol almak; “siyaset”i ise her yerde yapmak istiyor. Tuhaftır, kendisine “hak” gördüğü bu davranışı yapamadığında da mağdur oluyor 🙂

Fotoğraftan da anlaşılacağı üzere suni gündemimiz, milli maç sonrası futbolculardan birinin yaptığı bozkurt işaretinin yansımaları. Öncelikle konuya dair İlber Ortaylı’nın yorumunu paylaşayım: “Türk tarihinde ‘Bozkurt’ bir semboldür, idoldür. Öyle sadece bir partinin, grubun sembolü değildir. Biz çöl takımından değiliz, steplerden gelen bir milletiz. O yüzden kurt bizim için mühim ve manalı bir semboldür. Destanları, hikayeleri var. Kurt sırtını herhangi bir şekilde dayamadan, sırtını garantiye almadan, öyle bir ihtiyaç duymadan savaşabilen bir hayvandır. Yaşam savaşı verme bakımından çok beceriklidir. Sürü halinde de avlanır ama tek başına da çok dirayetli ve dirençlidir. O yüzden yaşam savaşı veren, özgürlük savaşı veren milletler için ayrı bir sembolik değeri ve önemi vardır. Milli Mücadele’de de sembol olarak vardır. Devlet çok kullandı. Eserlerde vardır”.

Belki bu yazıyı okuyanlar “senin ne kadar bilgin var da İlber Ortaylı gibi Türkiye’de tarih konusunda en otorite kişiyi eleştirme cüretini gösteriyorsun” diyebilirler. İlber Ortaylı’nın engin bilgisine söz söylemek haddim değil ama kendisinin tartışmalı konularda yorum yaptığına bugüne kadar şahit olmadım. Nerede popüler ve çoğunluğun desteğini alacak bir konu varsa destekleyici yorum yapar, alkışları toplar. Öyle olmamış olsa, el ile yapılan ve bir siyasi partinin sembolü haline gelmiş bozkurt ile eski Türklerdeki “kurt kültü”nün ilgisinin olmadığını söylerdi. Hatta o destanlarda anlatılan ve eski Türklerde korku unsuru olduğu için totem haline gelmiş kurdun, Anadolu’daki Türklük ile uzaktan yakından bağlantısının olmadığını dile getirirdi. Kurdu övmüş de övmüş… Bir defa Anadolu’da kurdun adı “canavar”dır. Canavar’ın Türkiye Türkçesindeki en eski yazılı kaydını araştırınca şöyle bir bilgi çıkıyor:

Türkiye Türkçesi: “kurt, Canis lupus” [Gelibolulu Mustafa Âli, Nushatu’s-Selatîn, 1581] böyle ahlakla bu sîretile / hakim olmak revâ mı ol nâ-dân / müstehıkkıydı hayli olsa eğer / bir süri câneverlere çûban

Batı’da “euphemism”, bizde ise “örtmece” denilen inançla karışık bir kavram vardır. Korkulan, rahatsız eden veya kutsal sayılan herhangi bir nesneyi ya da durumu yumuşatıcı şekilde söylemek. Mesela “cin” yerine “üç harfli”, verem yerine “ince hastalık”, “hastalandım” yerine “şifayı kaptım” dediğimiz gibi eski Türkler de korku objesi olan ve adına “börü” dedikleri hayvanın yerine bağırsaklardaki minik kurdu isim olarak kullanmışlar. Yani “kurt” esasında bağırsak kurdudur. Haliyle onların da bir anlamda börüyü yani kurdu “canavar” gibi gördükleri belli. Yoksa neden örtmece kullansınlar? Ayrıca kurt, İlber Ortaylı’nın övdüğü gibi de bir hayvan değildir. Bir defa kurt dediğin hayvan pusu kurar, avlanma şekilleri bir anlamda “hile”ye dayanır. Kurdun puslu havayı sevmesinin nedeni de “hile”dir.  Hani meşhur anlatı vardır, “Kurda sormuşlar: ‘ensen neden kalın’ diye, ‘kendi işimi kendim görürüm’ demiş. Oysa kocaman bir yalan. Kendi başına kalsa açlıktan ölür, beslenebilmesi için illa ki sürüye ihtiyaç duyar. Sürü halinde yaşadıkları için, sürü halinde avlanır. Aç kaldıklarında sürüdeki en zayıf olan kurdu öldürüp yerler. Koyun sürüsüne saldırdığında yiyemeyeceği koyunları bile telef etmekten çekinmez. Bu özellikteki bir hayvan ile kendi milletini özdeşleştirmek saçmalık değil de ne? Yukarda söylediğim gibi, geçmişte önemli görülme nedeni tamamen korku unsuru ve totem olmasından kaynaklı. Allah aşkına, tek geçim ve besin kaynağı koyun, keçi gibi küçükbaş hayvan olan yörüklerin, Türkmenlerin kurdu benimsemesi mantıklı mı? Bir toplumda herhangi bir nesnenin, kavramın önemini anlamak için deyişlere, türkülere, kültür yapıcı ögelere bakılır. Kaç deyişte, türküde “kurt” geçer? Oysa Anadolu deyişlerinde, türkülerinde geyik, koyun, turna, koç, teke, ceylan v.s vardır. Aşiretler ya da devletler bile isim olarak Akkoyunlu, Karakoyunlu, Karakeçili, Sarıkeçili, Teke yörükleri gibi isimleri seçmiş.

Diyelim ki Türk etimolojisinde yer aldığı için kurt “ortak sembol”ümüz. Tamam, hadi bunu kabul edelim, İlber Ortaylı’nın cevabında el ile yapılan bozkurt selamına dair bir gönderme var mı, yok. Sorun da zaten burada. Bozkurt ortak kültür mirası olsa bile, bu coğrafyada 40 sene öncesine kadar olmayan, elle yapılmış sembolün Türklükle ilgisi ne? Alparslan Türkeş, 1990’lı yılların başında Gagavuz Türklerinden bu işareti alıp partisine sembol etmiş. Kendisi bile bu işaret ile karşılaşıp aynı şekilde karşılık vermeye çalıştığında yanlış yapmış.

Yani bu işaret tamamen MHP’lilerin ve MHP tabanından gelmiş İyi Parti, Zafer Partisi gibi kitlelerin benimsediği ve tamamen “siyasi” bir semboldür. Bunu Türk toplumuna eklemlendirmenin anlamı yoktur. Sembollerin ortaya çıkardığı ve ilk akla getirdiği anlam esas alınır. Mesela Nazi sembolü olan Svastika yani gamalı haç kullanımı bugün Batı’da suçtur. Oysa bu işaretin başta Hinduizm olmak üzere birçok inançta ve toplumda belki 2000-3000 yıllık mazisi vardır. Siz bugün bu sembolü Almanya’da “ben Hinduizm inancına göre kullanıyorum” diyemezsiniz. Benzer şekilde Türkiye Cumhuriyeti altı ok üzerine inşa edilmiştir ve CHP de bu sembolü kurulduğundan bugüne kadar kullanmıştır. Yani artık o “altı ok” bağlamından kopmuş ve tamamen bir partinin simgesi haline gelmiştir.

Yazının girişinde her alana siyasetin zerk edilme isteğinden bahsetmiştim. Bu durum kaçınılmaz olsa da bazı mekanlar evrensel değerler taşır. Dil, din, mezhep, ırk, cinsiyet, parti gibi ayrışmalar o mekanlarda kendisine yer bulamaz, bulmamalı. Okul, ibadethane, hastane, adliye, karakol, askeri yerleşkeler v.s siyasetin zerresinin bulaşmaması gereken yerlerdir. Yıllarını eğitime, bilime vermiş, insan hayatını birinci sıraya koymayı kendisine şiar edinmiş, meslek grupları arasında en zeki denilebilecek insanların olduğu hastanelerde, hem de ameliyat esnasında bu şekilde poz vermenin izahı olamaz. Türk Tabipler Birliği de “siyaset” üzerinden meslekdaşlarına tepki göstermiş. Sanki TTB’nin başkanı çok matah biriymiş gibi.

Tanımayanlar için fotoğraftaki kişi TTB başkanı Şebnem Korur Fincancı. Hakkında bir dolu söylenti, haber çıktı. Adli raporlarda usulsüzlük yapmış mıdır, bilemiyorum. O, yargının konusu. Ama TTB başkanı sıfatıyla sürekli siyasetin içinde yer alan, PKK iltisaklı bir televizyona çıkıp görüş bildiren, Silahlı Kuvvetleri’nin kimyasal silah kullandığını söyleyen, Ermeni soykırımının yaşanmış olduğunu belirten birinin başkan olduğu kurum, ameliyathanede bozkurt yapan kişilere karşı görüş bildiremez. İnsan önce aynaya bakar, kendi muhasebesini yapar. O bozkurt işareti de siyasi simgedir, İspanya İç Savaşı’nda “no pasaran” (geçit yok) diyerek Dolores İbarruri’nin başlattığı ve bir anlamda başta komünizm olmak üzere solculuğun sembolü olarak kabul edilmiş sağ yumruğu havaya kaldırma görüntüsü de siyasi simgedir. Hatta her ne kadar evrensel olsa da bugün PKK’nın da selamlama sembolü olan zafer işareti bile artık bu topraklarda farklı bir duruma evriliyor. Pe-ka-ka ve pe-ke-ke mantığı gibi. Bu arada TTB’nin de yapısını garipsedim, başka kimse kalmamış da isminde geçen “Türk” ile problemi olan birini başkan yapmışlar!

Şunu anlayabiliyorum: milli futbolcu o hareketi “ülkücülük”e gönderme amaçlı yapmamış olabilir. Bazı kavramlar maalesef bir parti ya da fikri hareketin tahakkümünde oluyor. Mesela bir futbol maçında, rakip taraftara karşı bütün stat bir anda: “Ya Allah, bismillah, Allahu ekber” diye sanki savaşa gidiyormuş gibi kendilerinden geçiyor. Bunu söyleyenlerin arasında ateisti de vardır, hıristiyan Türkü de. Ama ortamda kullanılan söz, dini bir anlam içermiyor. Aynı durum sanırım asker uğurlamalarında falan da oluyor. İnanç yönünden zaaf olan insanlar bile ortamın büyüsüne kapılarak dini söylevler, temennilerde bulunuyor. Belki futbolcunun yaşadığı da böyle bir şeydir ama ne yazık ki uluslararası arenada ne zaman “tartışmalı” bir olay yaşasak mutlaka zarar görüyoruz. Hak ediyor muyuz bilmiyorum ama ne zaman milli maç için televizyon karşısına otursam, maç öncesi ülkelerin ulusal marşları çalındığında ayırt etmeksizin her ülkenin marşını ıslıklayan vandallaşmış yığınlar görüyorum. Daha katı tutum gösteren ülke taraftarları da olabilir ama bu sevimsiz durumun ülke hanemize eksi puan yazdırdığı kanaatindeyim. Olayın sıcağıyla tepki amaçlı çoğu kişinin bozkurt işaretini kullanması geçici bir akım olabilir. Kim bilir belki ilerde gerçekten ulusal simgeye de dönüşebilir ama üzgünüm o simge bazı belleklerde çok da hoş olmayan hatıralarla dolu. O yüzden yaşadığımız dönemde kimse işkembe-i kübradan sallayarak Türk milletine sembol biçmesin. Aynısı diğer siyasi simgeler için de geçerli…

İyi Pazarlar

3 Comments

  1. Merhaba Elif,
    Bu yazida sozunu ettigin Bozkurt isaretine kulp takmaya calisanlar oldu, ama bence sorun Kurt isareti degil. Avrupali her zaman bizim bir yanlisimizi bulmanin meraklisidir. Hatirlarsan bir zaman bizim futbolcularin atilan golden sonra yaptiklari asker selamina takmislardi ama pek tutmadi.
    Bu son kurt isareti yapan futbolcu bana Ataturkun “Sporcunun zeki olanini severim” sozunu hatirlatti. Boyle uluslararasi bir macta yerli yersiz isaret yapip elin adamina firsat vermek pek akillica bir davranis degil, adamlar firsat kolluyor sanki firsat vermeyeceksin. Onun icin sana hak veriyorum, bu tur sembollere takilmak zaman kaybindan baska bir sey degil.
    Iyi haftalar,
    Aydin Erturk

    Sent from my T-Mobile 5G Device
    Get Outlook for Androidhttps://aka.ms/AAb9ysg


    Liked by 2 people

    1. Merhaba Aydın Bey. Yazının girişinde söylediğim gibi, her mekanın kendine özgü davranış biçimi vardır ve ister “çifte standart” diyelim, ister “bizi kıskanıyorlar” diyelim fark etmez, sonuçta milyonlarca insanın takip ettiği bir organizasyonda siyasi sembol kullanamazsın. Sırplar çetnik yapamaz, Almanlar Hitler selamı veremez. Mesela Arnavut futbolcu da hatta federasyonu da aynı turnuvada benzer sebepten dolayı fahiş cezalar aldı. Batı’nın ikiyüzlülüğü başka bir konu ama hani bir söz vardır: “sırtımdan hançerlendim” diye. Herhangi bir kişiye/olaya bir hançer mesafesinde yaklaşırsan cezasını görürsün.

      Yorum için teşekkür ederim, iyi haftalar olsun.

      Beğen

Yorum bırakın