BİR HAYALİM VAR

Bu ülkede, yaşamayı geçtim nefes almanın bile bedeli çok ağır. Mümkün mertebe gündemden biraz olsun uzaklaşmak büyük nimet. Bu anlamda imdadımıza iki gün sonra sene-i devriyesini kutlayacağımız, tarihimizin en büyük devrimi; geleceğimizin en güçlü kalesi olan Cumhuriyet Bayramı yetişiyor.

Cumhuriyet, bir halkın kendi kaderine el koyma kararlılığıdır; bireyin özgürlükle buluştuğu, toplumun eşitlik temelinde yükseldiği bir yönetim biçimidir. Monarşilerin zincirlerinden kurtulan halklar, Cumhuriyet ile birlikte kendi geleceklerini şekillendirme gücüne kavuşurlar. Türk milleti için Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim değişikliği değil, özgürlüğün, bağımsızlığın ve çağdaşlaşmanın ta kendisidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” sözü, Cumhuriyetin derin manasını çok çarpıcı bir şekilde anlatır. Cumhuriyet, adaletin, hakkaniyetin ve her bir bireyin var olma hakkının en yüce teminatıdır.

Türkiye’de Cumhuriyet Bayramı, bir zaferin değil, bir yeniden doğuşun bayramıdır. Tarihi boyunca defalarca diz çöktürülmek istenen bir milletin, kaderini ellerine alma kararıdır. O gün, sadece bir zaferi kutlamıyoruz, geçmişten geleceğe bir köprü kuruyoruz; topraklarımıza atılan köklü demokrasi tohumlarının her yıl nasıl yeşerdiğini, büyüdüğünü ve meyve verdiğini hatırlıyoruz. Cumhuriyet, sadece Türkiye’yi değil, tüm dünyayı etkileyen bir ilham kaynağıdır. Zor şartlar altında imkansızı başaran bir milletin insanlık tarihine vurduğu altın mühürdür.

Cumhuriyet Bayramı, bir tarihten çok daha fazlasıdır. Her 29 Ekim, aslında her birimiz için bir aynadır. Bu aynada, nereden geldiğimizi ve nereye gitmek istediğimizi yeniden görürüz. Cumhuriyetin bize sunduğu özgürlük, bağımsızlık ve insan onuru gibi değerler, her yıl bir kez daha içselleştirilir. Yalnızca geçmişteki başarıların değil, gelecekteki hayallerimizin de bayramıdır bu. Bugün, özgürce aldığımız her nefeste, her bir birey için daha güzel bir geleceğin inşasında Cumhuriyetin o ilk adımını hatırlamalıyız.

Cumhuriyet, aynı zamanda ideolojik çekişmelerin, siyasi çıkarların ötesinde bir toplumsal mutabakat ve geleceğe dair ortak bir inançtır. Bu nedenle Cumhuriyet, her dönemde farklı ideolojiler tarafından sorgulanabilir ya da eleştirilebilir. Ancak Cumhuriyetin özü, tüm toplumu kucaklayan bir anlayış üzerine kuruludur. Cumhuriyet düşmanlığı, aslında milletin ortak kazanımlarına duyulan bir nankörlüktür. Bugün, Cumhuriyetin temel değerlerine karşı çıkan ya da onu küçümseyen yaklaşımlar, kısa vadeli siyasi çıkarlar uğruna büyük bir tarihi mirası yok saymaktadır. Bu ülkenin gerçek bağımsızlığı, özgürlüğü ve çağdaşlaşması ancak Cumhuriyet değerlerine bağlı kalarak korunabilir.

Cumhuriyet, yalnızca Atatürk’ün değil, bu milletin ortak iradesinin, özgürlüğe duyduğu inancın bir eseridir. Ona düşmanlık edenler, aslında bu halkın bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini küçümsüyor. İnançların ve değerlerin bir arada yaşamasını sağlayan Cumhuriyet, dini duyguların istismar edilerek halkın ayrıştırılmasına da izin vermez. Unutulmamalıdır ki Cumhuriyet, her bir vatandaşın dinini özgürce yaşamasını, inanç ve vicdan hürriyetini garanti altına alan bir düzendir. Cumhuriyetin sunduğu özgürlükler, dini ve milli kimliklerin saygı gördüğü bir ortam sağlar; bu yüzden onu zayıflatmaya çalışan her hareket, aslında birliğe ve ortak geleceğe zarar verir.

Martin Luther King’in ırkçılık adına yaptığı meşhur konuşma “bir hayalim var” diye başlar ya, benim de sahte gündemlerin, sahte düşmanlıkların, sahte korkuların yaratıldığı bu coğrafyaya dair bir Cumhuriyet Bayramı hayalim var:

Bir hayalim var… Türkiye’nin dört bir yanında Cumhuriyet Bayramı öyle bir coşkuyla kutlanacak ki, bu kutlama yalnızca geçmişe saygı değil, geleceğe inanç ve umut olacak. Cumhuriyetin mirası, sadece resmi törenlerle değil, her bir vatandaşın yüreğine dokunan ve birliğimizi perçinleyen bir bayram olarak yaşayacak.

Bir hayalim var… Cumhuriyet Bayramı’nın sabahı, Türkiye’nin en yüksek dağlarında, Karadeniz’in yemyeşil tepelerinden Akdeniz’in masmavi sularına kadar, gençler ve yaşlılar el ele, zirvelerde dev Türk bayrakları açarak “Cumhuriyet İçin Yükseliyoruz” etkinliği düzenleyecek. Her dağın tepesine ulaşan her birey, Cumhuriyetin temsili olarak bir fidan dikecek. Bu fidanlar, Türkiye’nin dört bir yanında geleceğe kök salan, doğayı ve özgürlüğü simgeleyen Cumhuriyet ormanlarına dönüşecek. Her Cumhuriyet Bayramı’nda bu fidanlar biraz daha büyüyecek ve onlarca yıl sonra bu ormanlar, Cumhuriyetin kalıcı simgelerinden biri olacak.

Bir hayalim var… O gün Türkiye’nin bütün köy meydanları, şehir sokakları ve parkları “Cumhuriyet Meydanları”na dönüşecek. Her bir meydan, tarihten sahnelerin canlandırıldığı, halkın Cumhuriyetin kazanımlarını günlük hayatlarında yaşadığı küçük temsili köyler haline gelecek. Çocuklar, Atatürk’ün köy okullarındaki eğitim reformlarını, kadınlar Cumhuriyetin onlara kazandırdığı hakları sembolik olarak canlandıracak. Esnaflar, kendi iş yerlerinde Cumhuriyetin ekonomik başarılarına atıfta bulunarak özel indirimler ve sürprizler yapacak; sokaklar adeta bir “Cumhuriyet pazarı” gibi olacak.

Bir hayalim var… Gece olunca, her şehirdeki büyük meydanlar, tıpkı dünyaca ünlü müzik festivalleri gibi, dev sahnelerle donatılacak. Ancak bu sahnelerde sadece sanatçılar değil, Cumhuriyetin farklı dönemlerinden ilham almış bilim insanları, öğretmenler, öğrenciler ve girişimciler de sahne alacak. O gün, sadece konserlerle coşulmayacak, gençler geleceğin Türkiye’si için projelerini bu sahnede paylaşacak. “Cumhuriyet Sahnesi” adı verilen bu platform, sadece bugünün değil, yarının Türkiye’sine katkıda bulunacak yeni fikirlerin üretildiği bir yer olacak. Sahnede Cumhuriyetin vizyonu ve bilimsel gelişmeler konuşulacak, Atatürk’ün “muasır medeniyetler seviyesini” hedefleyen sözleri yankılanacak.

Bir hayalim var… Türkiye’deki her ev, balkonuna bir fener asacak. Bu fenerler, Cumhuriyetin aydınlattığı yolu simgeleyecek ve karanlıkta bir ışık gibi tüm Türkiye’yi saracak. Her sokakta bir “Cumhuriyet Yürüyüşü” düzenlenecek; gençler, çocuklar ve yaşlılar ellerinde fenerlerle şarkılar söyleyerek, marşlar okuyarak tüm geceyi aydınlatacak. Bu yürüyüşler, Cumhuriyetin yalnızca bir yönetim biçimi değil, bir yaşam felsefesi olduğunu gösteren kardeşlik yürüyüşlerine dönüşecek.

Bir hayalim var… Her Cumhuriyet Bayramı’nda ülkenin dört bir yanında, binlerce insanın katıldığı dev bir “Cumhuriyet Sofrası” kurulacak. Sadece aynı masada oturup yemek yemek değil, birbirimizi anlamak, dinlemek ve ortak değerlerimiz üzerinde yeniden buluşmak için. Her Cumhuriyet Sofrası, Türkiye’nin her köşesinden farklı kültürleri temsil eden yemeklerin paylaşıldığı, barışın, hoşgörünün ve birliğin simgesi olacak. Bu sofrada Türkler, Kürtler, Lazlar, Çerkesler, Aleviler, Sünniler; her inançtan ve kökenden insan omuz omuza oturacak. Sofralarda Cumhuriyetin gerçek anlamı, dayanışma içinde hayat bulacak.

Bir hayalim var… O gün, sadece bir bayram kutlaması değil; Cumhuriyetin kalbinde atan kardeşlik, özgürlük ve adalet duygusu Türkiye’nin dört bir yanında kendini hissettirecek. Cumhuriyetin sadece bir yönetim sistemi değil, herkesin ortak geleceği için adalet, eşitlik ve hoşgörü temeli üzerine inşa edilmiş bir yaşam biçimi olduğunu hatırlatacak. Bayraklar dalgalanacak, marşlar söylenecek ama en önemlisi, o gün Cumhuriyetin içimizdeki umudu ve gücü yeniden doğacak.

Cumhuriyet Bayramı’nı böyle bir hayal ve umutla kutlamak, geçmişe “saygı”, bugüne “güç”, yarına ise “inanç” anlamına gelecek.

Cumhuriyet’in bütün değerlerini, kazanımlarını özümsemiş, farkındalık sahibi herkesin en büyük bayramı kutlu olsun!

2 Comments

  1. Sevgili Elif, harika ve dopdolu bir yazi ve ulkemizin hatta dunyanin dort bir yaninda senin bu hayalini payalasan ve o gunlerin ozlemini duyan milyonlarca yurtdas var. Umarim o gunler gelecek ve cok yakindadir. Kalemine saglik. Iyi pazarlar dilerim. Aydin Erturk

    Sent from my T-Mobile 5G Device Get Outlook for Androidhttps://aka.ms/AAb9ysg ________________________________

    Liked by 1 kişi

elifgilbazata için bir cevap yazın Cevabı iptal et