MADENDEKİ KANARYA/CANARY IN THE COAL MINE

1800’lü yıllarda madenciler, karbonmonoksit gazından etkilenmemek için maden ocaklarına kanaryalarla birlikte iniyordu. Çünkü kanaryalar zehirli gazlara karşı daha hassastı. O karanlık maden tünellerinde küçük bir kanaryanın ölümü, onlarca madencinin hayatını kurtarıyordu. Kafesinde neşeyle öten bu minik kuşun aniden sessizleşmesi, görünmez bir düşmanın – karbonmonoksit gazının – varlığını haber veriyordu. Bu sessizlik, madenciler için bir yaşam çağrısıydı.

Madenciler çoğu zaman kanaryalarına derinden bağlanıyor, onları sadece bir erken uyarı sistemi değil, zorlu çalışma koşullarının içinde bir umut ışığı olarak görüyorlardı. Öyle ki, bazı maden şirketleri, bayılan kanaryaları kurtarmak için “kanarya canlandırıcısı” adıyla özel kafes sistemleri geliştirmişti. Ancak bu “kurtarma” çabaları bile, aslında sistemin sürdürülebilirliğini sağlamak, daha fazla kanaryayı “göreve” hazır tutmak içindi. 

Bu aletin çalışma prensibi şu şekilde: cam bölmenin önünde içeri hava girmesini sağlayan açık bir kapı ve bir ızgara bulunuyor. Izgara, kanaryanın kaçmasını engelliyor. İçeri giren havada karbonmonoksit olursa kanarya sallanmaya başlıyor ve yere düşüyor. Bu durumda madenciler mekanizmanın ön bölümündeki kapıyı kapatıp karbonmonoksit gazının içeri girişini engelliyor ve üstteki tanktan oksijen salınımı vererek kanaryayı hayata döndürüyorlar. 

1986’ya kadar İngiltere’nin karanlık madenlerinde devam eden bu uygulama, insanlık tarihinin en çarpıcı “araçsallaştırma” örneklerinden biridir. İngiliz diline yerleşmiş “canary in the cool mine” ifadesi artık kanaryaların trajedisini değil yaklaşan tehlikeyi haber veren her türlü erken işaret için kullanılıyor. Küresel ısınmanın habercisi olan eriyen buzullardan, ekonomik krizlerin öncü göstergesi olan piyasa dalgalanmalarına kadar pek çok alanda bu metafora başvuruluyor. 

Şöyle bir teorim var: Dünyanın her yerinde “siyaset”, insanda zeka gerilemesine sebep oluyor. Profesörler, uzmanlar, başarılı iş insanları ne zaman siyaset arenasına girse, zekasında 180 derece gerileme yaşıyor. İstisnasına hiç rastlamadım. İşte ABD’nin başkanı Donald Trump, bilim insanları yıllardır “kanarya”lar gibi çırpınıyor “küresel ısınma” konusunda, bu aklıevvel çıkıp “kürede ısınmaya inanmıyorum” diyebiliyor. Sonuç ne? Günlerce süren ve onlarca insanın ölümüne, binlerce binanın yok olmasına, milyarlarca dolar zarar edilmesine sebep olan Los Angeles yangını yaşandı/yaşanıyor. Hadi çıksın şimdi “yangının küresel ısınma ile hiçbir ilgisi yok” desin, diyebiliyorsa… 

Bizde durum farklı mı? Ekonomi, eğitim, adalet, sağlık, toplumsal düzen v.s hemen her alanda binlerce akl-ı selim insan “modern kanarya”lığa soyunmuş, ülkenin geleceği için uyarılarda bulunuyor. Farkında olmayı, önlem almayı geçtim, kulak veren bile yok. (Yazıyı siyasete meze etmeden burada es vermek gerek)

Bu küçük, sevimli sarı kuşların hikayesi, aslında insanlığın karmaşık doğasını yansıtan bir ayna gibidir: Hayatta kalmak için başka canlıları feda edebilen, ancak aynı zamanda bu fedakarlığın ağırlığını yüreğinde taşıyan, çelişkilerle dolu bir tür olduğumuz ile yüzleşmek. Belki de gerçek ilerleme, sadece hayatta kalmayı değil, bu süreçte kaybettiklerimizi de hatırlamayı ve onurlandırmayı öğrendiğimizde gerçekleşecek… 

İyi Pazarlar

Yorum bırakın