Aşk üstüne çeşitlemeler…

(Beni) “Ya sev ya da terk et…”

İnsanın muhatabına söylemesi aslında çok zor bu cümleciği.

Cesaret ve irade ister.

“Seninle olmayı isterim ama gidersen de git, çok da umrumda” demekten farksızdır bu sözü bir erkeğe/kadına söylemek.

Güçlü olmayı gerektirir.

Kişinin kendine güvenini gösterir. Tavır almaktır.

Sensiz de yapabilirim’in kısacık manifestosu.

“Ben portakalım, eğer portakalı sevmiyorsan, beğenmiyorsan yürü git, benden ne elma olur, ne de lahana.”

Biten ilişkilerde daha çok, “sen sev ama terk et” havası sezinlenir.

Dominant taraf bunu hissettirir. karşısındakine.

Miadı dolan bir ilişkiyi bitirmek istemektedir, ayak bağı olmasına da karşıdır.

Ama ötekinin oralarda bir yerde dolandığını bilmeyi, ‘elinin altında olmasını’ içten içe arzular.

Dilediği, seslendiği zaman tekrar geleceğini düşünür ve rahatlar.

Yalnız kalmaktan endişe ettiğinde, can simidi olarak görür diğerini ve yedeklediğinin varlığıyla emniyette hisseder kendini.

Özü zayıf insan, ilişkide baskın taraf da olsa, zayıftır gene.

Çürük bir portakal kimileri için leziz olabilir, ama o kişilerin duyumsadığı ve sevdiği lezzet, portakalın çürük olduğu gerçeğini değiştirmez.

Biraz feminendir bu durum.

Çürümüş olsam da beni sevmeye devam et ama yemeye kalkışma…

Bir başkası “sevme ama terk de etme” hali.

Bu söz, işiten kişiye onun kaldıramayacağı bir yük sırtlamasını buyurur.

Öncekilerden daha karmaşık. Daha çelişkili. Daha riyakarâne.

Gitme diyen kişi, gerçekte sevilmek ister çünkü.

Ben artık aynı ben değilim, sen de benim için aynı sen değilsin o nedenle beni eskisi gibi sevme gibi bir şey. Ama farklı bir şekilde sevmeye devam et.

Portakal sevdalısı bir insana, artık portakalın evrim geçirdiğini ve soğana dönüştüğünü ikna etmeye gayrettir bu.

Soğanı sevmese de portakalın yeni formunu seviyormuş gibi davranmasını bekler beraber olduğu kişiden.

Bir soğanın “beni hala bir portakalmışım gibi sev” demesi, karşısındakine beni bırakma, ama daha önceki tadı da bekleme uyarısında bulunmasına benziyor.

Nispeten maskulin bir tutum.

Değişen insanın, eski takıntılarına set çekmeye yanaşmaması.

Evrimin sadece görsellikte kalması.

Evrim var ama devrim yok…

Portakal görünümlü biberler var bunların yanında. Onların şerrinden ayrıca sakınmak lazım 😊 Bir aşkta elmalar ile portakallar bir araya gelse de, hikaye hep baştan yazılır ve kendine özgü unsurlar barındırır. İnsan aşka, aşk acıya aşık misali ayrılık veya tartışma; verilen kısa süreli biyolojik ödülü geri çektiği gibi, bir bağımlılıktan uzaklaşmaya çok benzer, ki yoksunluk sendromu gerçekten büyüktür.

Kültürümüzde, aşkın hazinesi acı, bağımlılık ve delilikle ilgili mecazların şekillendiği hikayeler ve kelimelerdir. En büyük aşk, en ızdırap veren olur sanki.. Kelimeler ve hikayelerin bizden beklentisi, yaşadığımız aşkın ne kadar acı verici olduğunu duymaktır. Sonuç olarak, yaşanılan her aşk, her özgün sanat eserinin diğerine benzemeyeceği gibi farklıdır ancak hikayenin farklı oluşu sonucun çeşitliliğini değiştirmez.

https://www.instagram.com/reel/CLPCOyRqGk0/?igshid=1iwnktoqelo6k

Sevgili(m) dediklerinizle çok sevip, çok sevileceğiniz günler dileğiyle 💜

Sevgilerle,

2 Comments

  1. Elifcim sevgiyi anlatmışsın ne iyi yapmışsın. Bende yazına ufak bir not bırakıyorum .”Seviyorum dedi çocuk. ..”Büyükler gibi mi “dedi kız. Yok dedi çocuk “ gerçekten…” yanıt ne kadar masum değil mi …?

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s