40 (YAŞ)

Son haftalarda ülke siyaseti için çarpıcı videolar ve twitler paylaşan Sedat Peker, “40 yaş üstü” insanların politik zehirlenmeye yakalandığını ve söyleyeceklerini anlamayacağını belirterek her paylaşımında hedef kitlesini “40 yaş altı” olarak belirtme gereği duyuyor. Bunun pek çok nedeni olabilir. Mesela 40 yaş üstü dediği topluluk kendisinin yıllardan beri iktidar partisinin güdümünde olduğunu, iktidar partisi için mitingler düzenleyip onlara oy isterken bir taraftan da muhaliflere gözdağı verip tehditler savurduğunu unutmaz.

Sedat Peker’in söyledikleri üzerinde konuşmanın çok da faydası yok. Zira 40 yaş üstü veya altı hiç fark etmez; dünyadan ve ülkeden haberdar her sağlıklı insan için Sedat Peker’in paylaşımlarının bir kısmı zaten üç aşağı beş yukarı bilinen şeyler, bir kısmı ise adalete inancımızı tekrar sorgulatan olaylar. Benim üzerinde durmak istediğim konu 40 yaş mevzusu. Klasik tıpta şöyle bir kabul vardır: Bir insanın büyüme yaşı 30’kadar, gelişme yaşı 40’a kadardır. 40’tan sonrası ise olgunlaşma yaşıdır. Yani bir kişi 30 yaşına kadar öğrenir, 40 yaşına kadar öğrendiklerini anlamaya çalışır, 40 yaşından sonra da öğrenip anladıklarını kavramaya başlar, idrak eder. Bu yüzden de eskilerin “sinni-i kemal” diye tanımladığı olgunluk yaşı 40 olarak kabul edilir. Kuran-ı Kerim’de Ahkaf Suresi’nin 15. ayeti şöyledir: “İnsana, anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu zahmete katlanarak taşıdı ve zorluk çekerek doğurdu. Karnında taşıması ve sütten kesmesinin süresi otuz aydır. Nihayet çocuk olgunluğuna ulaşıp kırk yaşına girince şöyle yakarır: “Rabbim! Bana ve anne babama lutfettiğin nimete şükretmeye, razı olacağın işleri yapmaya beni muvaffak kıl. Benden gelecek nesli hayırlı eyle. Dönüp kapına başvurdum ve ben şüphesiz sana boyun eğenlerdenim!” Bu ayete yani Müslümanlığı kabul etmiş insanların yaratıcısı olan Allah’a göre de kişinin olgunlaşma yaşı 40’tır. Bu durumda Peygamber’e ilk ayetin 40 yaşında gelmesi de elbette tesadüf değildir.

40 yaş ile alakalı bu durum sadece bize ait bir kültür ya da kabulleniş değil tabii ki. Tüm toplumlarda ve birçok bilim dalında 40 yaş fenomenine atıf yapılmıştır. İlk akla gelenlerden biri ünlü düşünür Arthur Schopenhauer’ın: “Hayatın ilk 40 yılı metin, geri kalanı ise o metnin yorumudur” sözü. Yakını görememe olarak da bilinen “presbiyopi”de de başlangıç yaşı olarak 40 yaş kabul edilir.

Hepsinin ötesinde kimi zaman “evrenin sırrı rakamlardadır” diyerek Numeroloji gibi bir alanı hayatımıza katan Pisagor’a hak vermeden edemiyorum. Sadece “sayı” olarak da bu 40’da bir gizem var, sadece olgunluk yaşıyla alakalı değil. Düşünsenize, ana rahmine düştükten “kırk” gün sonra veriliyor ruhumuz. Doğuyoruz ve “kırk”ımızın çıkması bekleniyor, çünkü “kırk”ı çıkmadan ölüm tehlikesi ortadan kalkmayacağına inanılıyordu. Kışın en sert geçen “kırk” gününe “erbain” deniyor. Eskiler nefis terbiyesi için “kırk” gün halvete girer ve erbainden çıkmış olurdu. “Kırk” bin türlü “kırk”lı tabirimiz bitmez bizim. Nazar değmesin diye “kırk” bin kere maşallahlarız, kılı “kırk” yararız titizlenerek. Delinin biri taş atar kuyuya, “kırk” akıllı bir araya gelse çıkartılmaz. “Kırk” yılda bir yaptığımız şeyler vardır. “kırk” kere “deli” dedik mi delirtiriz muhatabımızı. Ali Baba’nın “kırk” haramisine sorarız sonra “kırk” satır mı istersin, “kırk” katır mı diye. “Kırk” gün “kırk” gece düğünler biliriz maziden. Bahanemiz çoktur, “kırk” dereden su getirtiriz. Bir fincan kahve içeriz, “kırk” yıl sürer hatrı. Hamamdan gelenler “kırk”lanmış olurlar. Şifa bulsun diye de “kırk”landığı olur hastalarımızın. Gün gelip öldüğümüzde ise “kırk”lara karıştı diyecekler ve yine “kırk” günün sonunda mevlüt okuyacaklar arkamızdan… Kesinlikle bir sır var bu “kırk”ta, çözebilene aşkolsun 🙂

Daha önce de belirtmiştim; yaş kemale ( 40’a) erince ‘anneler günü’ ‘babalar günü’ kisvesiyle icat edilmiş günlere daha uzak durur oldum. Sonsuz bir özlemle babalarını ananların acıları yüreğimi yakıp durdu ancak aramızda olsa da, olmasa da yaşanan anların, aşkın, sevginin ölümsüzlüğünde yaşayan tüm ‘baba’ gibi babaların günü kutlu olsun. Bu bağ biyolojik yollarla kurulmamış olabilir, mangal gibi bir baba yüreğin sıcaklığından daha iyi ısıtan güneş yoktur.

İyi Pazarlar diliyorum,

Sevgilerimle 💖

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s