İTİRAZDAN TASARRUF OLMAZ

Sanırım bizim neslimizin “edebiyat” ile tanışması Ömer Seyfettin’in hikayelerini okuyarak mümkün oldu. (Tabii Kemalettin Tuğcu’yu da unutmamak lazım) Başını vermeyen şehit, Diyet, Bomba, Kaşağı v.s… Birbirinden ürkütücü bu hikayeleri okumak, zihni yeni yeni şekillenmeye başlayan ufacık yaştaki bizler için ne büyük saçmalıktı. Elbette sorun Ömer Seyfettin ya da Kemalettin Tuğcu’da değildi; hatayı yapan, o hikayelerin ilköğretim çağındaki çocukların ruh sağlığını bozacağını düşünmeyen Talim Terbiye Kurulu’ndaydı. Şimdilerde durum nedir bilmiyorum ama üniversite çağına gelmeden çocuklarıma o kitapları okutacak bir öğretmen olursa benden çekeceği var 🙂

O rahatsız edici hikayelerden biri de Pembe İncili Kaftan. Muhtemelen çoğu kişi biliyordur da ben gene de bilmeyenler için kısa bir özet geçeyim: Osmanlı döneminde Safevi Devleti’nin başındaki Şah İsmail’e bir elçi gönderilecektir, bunun için de uygun nitelikte biri aranır. Aslında bunun için görevli kişiler vardır da Sadrazam özel birini ister. Her neyse Muhsin Çelebi diye birinden bahsedilir, Sadrazam kendisi ile görüşür, cesaretini, dik başlılığını beğenir ve görev için onu tayin eder. Muhsin Çelebi eşini ve çocuklarını başka bir yere yerleştirir, tüm malını mülkünü satar ve gelen para ile dönemin en görkemli incili kaftanını satın alır. Tabii bu kaftan hayli meşhurdur, Muhsin Çelebi’nin geçeceği güzergâhta daha kendi gelmeden kaftanının namı gelir. Öyle ki haber Şah İsmail’e kadar ulaşır. Nihayet Muhsin Çelebi Safevilerin başkentine ulaşır, Şah İsmail’in huzuruna çıkar. Kendisine oturacak bir yer verilmez, yani küçümsenmiştir. O da sırtındaki kaftanı çıkarıp üstüne oturur. Padişahın mektubunu verir ve birkaç laf eder, sonra da izin almadan yerinden kalkıp odadan çıkar. Şah İsmail hizmetkârlarına “şuna kaftanını verin” der. Onlardan biri hemen kaftanı alıp “kaftanınızı unuttunuz” diyerek Muhsin Çelebi’ye vermeye kalkar, Muhsin Çelebi de Şah İsmail’in duyacağı şekilde “hayır unutmadım, bir Türk yere serdiği bir şeyi arkasına koymaz” der ve yoluna devam eder. Hikâyede verilmek istenen mesaj bir Türk’ün, gerekirse malını mülkünü devlet için harcayacabileceği, gerekirse dik durduğunu göstermek adına çok değerli görünen kaftandan bile vazgeçebileceği gibi saçmalık var. En azından bu hikâyeden benim çıkardığım sonuç bu. Yani bunu nasıl örnekleyebiliriz: mesela Osmanlının çöküş dönemindeyken dış devletler hâlâ ayakta olduğumuzu görsünler diye Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırması gibi. Daha yakın ve en bilinen örnek Emine Erdoğan’ın eşi, Bilal Erdoğan’ın babasının Saray yaptırırken itiraz edenlere “itibardan tasarruf olmaz” demesi gibi. İncili kaftan’daki Muhsin Çelebi işte bu zihniyetteki herkesin rol modeli.

Aklı başında her insan estetiğe önem verir; güzel giyinmek, kaliteli ürünler kullanmak, konforlu yaşamak… Ama bunun “gösteriş” şeklinde yapılan hâli hem görüntü hem de zihni anlamda kirliliğe yol açıyor. Mesela sosyal medyada paylaşımlara denk geliyorum, muhafazakar diye bana göre hatalı şekilde tanımlanan, mevcut hükümetin iktidara gelmesiyle, onların yarattığı nimetlerle ortaya çıkan yeni bir güruh var ve bunların hemen hepsinde bir “varak” manyaklığı var. Çok estetik bir görüntüymüş gibi her yerde de paylaşıyorlar. Sanırım o kabileye dahil olabilmek için ilk şart evi, iş yerini, makam odasını baştan aşağı varak ile kaplayacaksın. Yoksa hiçbir insan evladı kontrastı çok yüksek olan, haliyle gözleri yoran bu varak-yoğun yerlerde oturamaz, işini yapamaz.

İstanbul Valiliği Odası

Gösteriş merakı bir dine, bir partiye, bir akıma, bir öğretiye indirgenebilecek durum değil elbette. Mesela Meral Akşener’in, Ekrem İmamoğlu’nu makamında ziyaret etmesi öncesinde, zabıtalardan oluşan bir gösteri ekibinin karşılama komitesi olarak yer aldığı şu abuk görüntü

Böyle bir ekibi Ekrem İmamoğlu mu kurdu, öncesinde var mıydı, bilmiyorum. Hiç de zamanımı harcayıp araştırmadım. Çünkü her iki durumda da saçmalık. Herhangi bir siyasi parti lideri için niye böyle bir organizasyon yapılsın? Ekrem İmamoğlu’nu bu abukluğa iten güdüyü elbette biliyorum. Siyasi yönden beklentileri, hırsları var ve bu her geçen gün daha da kendini gösteriyor. Niyet okuyucusu değilim ama muhtemelen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayı çok istiyor ve Meral Akşener’in de desteğini almak için kendince böyle bir güzellik yapmak istemiş. İyi de insanlar seni seçerken, sana umut bağlarken tek istedikleri vardı: “Senden öncekiler gibi olma!”. Bizdeki idareciler maalesef devleti değil de sadece “algı”ları yönetiyor…

İnsan olmanın, birey olmanın yani düşünebiliyor olmanın en güzel ve bir o kadar zor taraflarından biri “itiraz etmek”, doğru bildiğin, düşündüğün konularda karşıt duruş sergilemektir. Ne güzel söylemiş Tevfik Fikret: “Hak bildiğin yolda yalnız da olsan yürüyeceksin”. Çevrende gördüğün anlamsızlıklara, çirkinliklere, gösteriş budalalıklarına kayıtsız kalmayacaksın. Yani itibardan değil ama itirazdan tasarruf etmeyeceksin…

İyi Pazarlar…

5 Comments

  1. Sevgili Elif,
    Maalesef “ayranı yok içmeye kürkle gider..” diye bir söz vardır, bu yazı onu çok güzel anlatıyor. Resimlerden birinde Eski Alman başkanı Merkelin bu saçmalıktan ve görgü yoksunu ortamdan ne denli sıkıldığını gösteriyor. Yine Tevfik Fikret sanıyorum bunu söyleyen “onlar neden göklerde biz neden cukurdayiz?” Halimiz budur.
    Iyi pazarlar dilerim.

    Not: bu hafta içinde İstanbul ve Ankara’ya beş haftalık bir ziyaretim var. Kitap imzalama tarihleri ve yerleri belliyse ve bilgilendirirsen çok sevinirim.

    Aydın Ertürk

    Sent from my T-Mobile 5G Device
    Get Outlook for Androidhttps://aka.ms/AAb9ysg

    Beğen

      1. Merhaba Elif,
        Mesajını aldım ayın 25’de Çeşmeden dönüyor olacağım ve maalesef orada olamayacağım, umarım gelecek sefere görüşürüz. Hoşçakal.

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s