SUÇ, ŞİDDET VE ATATÜRK’E LANET

Türkiye’de içinde bulunduğumuz Temmuz ayında sadece basına yansıyanlar:

– Mart ayında 21, Nisan ayında 20, Mayıs ayında 21, Haziran ayında 27 olan sevgilisi/eşi/kardeşi/saplantılısı v.s tarafından “öldürülmüş kadın sayısı”, Temmuz ayı bitmeden 30’a ulaştı. Bunun yanında 100’e yakın kadının da şüpheli ölümü söz konusu

– Ünlü bir aktör sevgilisine şiddet uyguladı

– Eski Başbakanlardan Tansu Çiller’in oğlu, eşini, kaburgaları kırılana dek dövdü

– Nesli dünya ölçeğinde tehlike altında olan üveyik, elmabaş patka gibi kuş türlerinin avlanmasına izin verildi

– Eskişehir’de 18 geyiğin avlanması için ihale açıldı

– İzmir’de 4 tane yunus ateşli silahlarla öldürülerek karaya vurdu

– Adalet Bakanlığı, 2019 yılına ait “cinsel dokunulmazlığa karşı suç” kapsamında 50 bine yakın dava açıldığını ve bu bu davaların yarısının çocuk istismarı olduğunu belirtti.

– Ankara Sincan’da 30-40 yıllık ağaçlar, Bursa Uludağ’da sayıları yaklaşık 1500 kadar olan çam ağaçları kesildi.

– 15’e yakın orman yangını gerçekleşti

Nasıl, yeterince iç karartıcı bir tablo mu? Kaldı ki bunlar sadece bir ay içinde olanlar ve basına yansıyanlar. Bunların sayısını 2-3 ile çarpmak da mümkün. Yani bu ülkede kadın olmak, çocuk olmak, hayvan olmak, ağaç olmak her an şiddete, istismara, ölüme maruz kalabileceğin anlamına geliyor. Peki bunların önüne geçebilmek adına yetkili merciler tarafından herhangi bir çalışma yapılıyor mu, tabii ki hayır. Aksine, bunların gerçekleşmesine çanak bile tutuluyor. Ama mesela Cumhurbaşkanı’nın Youtube üzerinden yaptığı konuşma çok sayıda dislike alınca sadece bir ay içinde “sosyal medyanın düzenlenmesi kanunu” Meclis’te görüşülüyor ve 24 Temmuz’da, herkes Ayasofya’nın açılışına odaklanmışken gecenin 5’inde kabul ediliyor. Artık hükümete, yöneticilere dair görüşlerimizi, eleştirilerimizi sosyal medya üzerinden de yapamayacağız anlamına geliyor bu.

Fakat bir adam çıkıyor, Diyanet İşleri Başkanı titriyle, Ayasofya’nın açılışında ülkenin ve kendi yönettiği kurumun kurucusuna uydurma bir Fatih Sultan Mehmet vasiyetine atıf yaparak tüm dünyanın gözü önünde açık açık lanet edebiliyor. Ali Erbaş denilen bu adam, “Keşke Kurtuluş Savaşı’nda Yunan galip gelseydi”, “10 Kasım’da saat 9’u 5 geçe kenefe gidin” diyen ve hükümetin tarih alanında akıl hocalığını yapmış Kadir Mısıroğlu’nu tam da 10 Kasım’da  hasta yatağında ziyaret etmiş ve ölüncede arkasından dua etmiş birisi. Kadir Mısıroğlu’na dua, Atatürk’e beddua… Fakirlere Peygamber Efendimizin üç hurmayla oruç açtığını, o yüzden sabırlı olmasını anlatıp kendi eşine makam aracı tahsis ettirip 3 katlı villalarda yaşayayıp milyon dolarlık araçlara binen de kendisi. Bir gün olsun çocuk tecavüzlerinin yaşandığı Ensar Vakfı’na, onca yaşanılan hırsızlığa, adam kayırmaya, israfa v.s lanet etmeyi bırakıp tek kelime etmemiş adam sahte bir vasiyeti temel alarak Atatürk’e hakarette bulunuyor. Madem bu kadar önem veriyorsunuz Fatih Sultan Mehmet’e, o zaman kendisinin hazırlattığı şu fermanına da sahip çıkın: “Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim”. Ama amaç üzüm yemek değil elbette. Ne büyük Mustafa Kemal kiniymiş, ne dinmez Atatürk nefretiymiş bu. Nefretinizde boğulun!  

Kadir Mısıroğlu ve Ali Erbaş

Fatih Altaylı’nın yıllar önce yaptığı bir programa başı örtülü genç kızlar katılmıştı. İçlerinden birisi: “Başıma bir iş gelmeyecekse Atatürk’ü sevmiyorum” demişti. Bunda sorun yok, isteyen sever isteyen sevmez. Ama devam etmişti konuşmasına, sevdiği, değer verdiği kişi Humeyni’ymiş. Fatih Altaylı: “İyi ama Atatürk olmasaydı bu topraklarda İngilizler olacaktı” deyince de o kız “O zaman haklarımız daha geniş olurdu” diye cevap vermişti. Kadını köle, cariye gibi gören erkeklerin Atatürk nefretini anlayabiliyorum da bir kadının Atatürk nefretini anlamam mümkün değil. Sevmemeyi bile anlayamıyorum aslında kaldı ki nefret etmek… Kendi hayatımı düşünüyorum, bundan 100 sene evvel bu topraklarda yaşıyor olsaydım muhtemelen okuma-yazma bilmiyor olacaktım. Gerçi bilsem ne olacak, ortada okunacak eser bulmak kolay mı? Bir erkeğin en iyi ihtimalle 2. veya 3. belki 4. eşi olacaktım, çok şanslıysam ilk eşi de olabilirim. Herhangi bir mesleğim yok, dünyadan haberim yok, özgür irademle alacağım bir karar yok, eşim bana şiddet uygulasa boşanma hakkım yok, birinin bir başkasını öldürdüğünü görsem en az bir kadın daha olmazsa şahitliğimin geçerliliği yok, seçme hakkım yok, seçilme hakkım yok, seyahat hakkım yok, şikayet hakkım yok, düşünme hakkım yok, biri iftira atsa cevap hakkım yok. Bu kadar “yok”luk varsa da “ben” “yok”um, yani insanlığım yok. Sonra bir adam çıkıyor ve yeni kurduğu ülkede kadınlara “öncelikle siz insansınız” diyor. Okuyacaksınız, öğretmen, doktor, avukat, v.s olacaksınız, birilerini seçeceksiniz, birileri de sizi seçecek Belediye Başkanı, Vali, Milletvekili olacaksınız, istediğiniz zaman istediğiniz şehri bırak ülkelere bile gidebileceksiniz, eziyet görürseniz boşanabileceksiniz, bir erkek hangi hakka sahip ise siz de aynı haklara sahip olacaksınız diyor ve bunları 10 sene gibi kısa sayılacak bir sürede gerçekleştiriyor. Ve ben bu adamı sevmeyip hatta nefret edip ilk yaşantıyı överek o döneme özlem duyacağım! Aklımdan zorum olmalı diyeceğim o bile hafif kalacak. Bu ülkede yaşayan tüm insanların, özellikle kadınların bırakın laneti, bedduayı günde beş vakit dua etmesi lazım böylesi birine.

Sene 5 Nisan 1920. O çok sevilen, özlem duyulan Osmanlının son padişahı Vahdettin milli mücadele için halkı örgütleyen Mustafa Kemal için idam fermanı çıkarttırır, Şeyhülislamın fetvası ile. Buna karşın mücadeleye destek veren kişilerden biri olan dönemin Ankara müftüsü Mehmet Rıfat Börekçi de karşı bir fetva yayınlayarak herkesin mücadeleye katılması gerekliliğini belirtir. Sonrasında İstanbul Hükümeti Rıfat Börekçi için de idam kararı alır. Rıfat Börekçi umursamaz ve milli mücadele için halkı örgütlemeye devam eder. Milli Mücadele kazanılır, Vahdettin ve yanındakiler İngiltere’nin yardımıyla ülkeden kaçar. Rıfat Börekçi kısa bir süre milletvekilliği yapar ve Mustafa Kemal ile sürekli fikir teatisinde bulunur ve sonrasında Diyanet İşleri Başkanlığı açılır ilk başkan da kendisi olur, ölene kadar bu görevde kalır. Bugün en bilinen Kuran-ı Kerim tefsiri olan Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinin oluşması da kendi sayesinde olmuştur. Atatürk ile karşılıklı saygı ve sevgi içinde olan ilk başkan Rıfat Börekçi’den, Atatürk’e lanet eden son başkan Ali Erbaş’a. Verdiğim vergilerden 1 kuruş boğazına gidiyorsa haram olsun!

Rıfat Börekçi ve Atatürk

Keyifli, mutlu, aydınlık bir Pazar günü dileğiyle

Sevgilerle 💖

4 Comments

  1. İyi Pazarlar, kalemine en cok da yüreğine saglik bitanem.
    Kendince bi şeylerin provasi yapildi. Üzgünüm, hasta oldum .bildigim, bilmedigim bütün beddualar onlara gitsin. Eger ki kul hakkı varsa, iki elim yakalarinda 😡

    Beğen

  2. Sevgili Elif, gündemi ve aklımızdakileri o kadar güzel ve ana temalarıyla özetlemişsin ki sana sevgilerimizi ve saygılarımızı yolluyoruz…
    Bizler gibi sadece okuyan ama seninle aynı taraf olan grubun sesi oldun..
    Körü körüne Biat , cahillik ( özellikle tarihimizi ve kitap okumamak ) ve eğitim bu ülkenin ciddi sorunları
    Eline ve yüreğine sağlık 🙏👏😍💖🌺

    Liked by 1 kişi

  3. Elifcim kalemine sağlık . Ülkemizin kurucu ve sonsuz lideri Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları , şehit ve gazilerimizin ,Cumhuriyetimizin kuruluşunda emeği olan tüm yurtsever aydınlarımızın ruhları şad mekanları cennet olsun . Vatanını milletini bayrağını seven herkes bu duyguları taşır. Emperyalistlerin ülkeleri ele geçirme planlarından en kolayı yerli işbirlikçiler bulmak türlü yalanlarla algılar oluşturup halkı kin nefret duygularıyla ötekileştirerek ayrıştırmak tabiki tüm bunlar için zifiri karanlık bir cehalet örtüsü gerekiyor.Ne demişti sanatçı Meral Okay “Cehalet bizi boğuyor artık.
    Eskiden zalimin zulmü vardı, şimdi cahilin zulmü!
    Yalnız cehalet değil, cehalet ve kötü niyet karması, bu ülkedeki her vicdanlı, iyi niyetli, kaliteli insanı boğuyor artık.
    Bir yanda körkütük cahil kötü niyet, bir yanda hoyratlık, sevgisizlik, düşmanlık ortamı.
    Bir şey oldu bu insanlara, kimse kimseyi sevmez oldu. Sinsi, bir tür nefret başını çıkardı bütün duyguların arasından.”

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s