İkinciliğin Laneti

“İkinci olan sadece ilk kaybedendir” diyor Formula 1 yarışlarının efsane pilotu Ayrton Senna. Herhangi bir spor dalında, bir yarışmada, siyasette, eğitimde, kısaca hayatın pek çok alanında ikinci olmak, en büyük tatminsizlik kaynağı. İnsan, sosyal bir canlıdır ve kendi konumunu içinde bulunduğu toplumla kıyaslayarak anlar ve bu konuma göre tatmin olur. Yalnız bu kıyaslamada, kıyasın bir tarafında çoğu kez daha iyi, daha üstün, daha yukarıda olan kişi ya da tür vardır. Bu haliyle bakıldığında aslında Allah’ın, Şeytan’a: “Adem’e secde et” dediğinde Şeytan’ın: “Beni ateşten yarattın onu topraktan. Ben daha üstünüm” diyerek secde etmeyi reddettiğinde yapmış olduğu ilk kıyası, insanın üzerine yapışmış bir şeytanlık, bir lanet olarak da düşünebiliriz.

Aşağıda sporun pek çok farklı alanında gümüş madalya kazanmış yani ikinci olmuş (sol taraftakiler) sporcuların surat ifadelerini incelediğimizde, hepsinde ruhsal bir çöküntü, üzüntü ve bulunduğu ortama kayıtsız olmayı görebiliyoruz. Çünkü bu sporcular, kendilerini birinci ile kıyaslıyorlar. Hepsinin kulaklarında da muhtemelen Ayrton Senna’nın söylediği söze benzer bir şeyler var. Aslında bir açıdan baktığımızda hak verilebilir bir durum var çünkü genellikle ikinci olanın eğer bir hikayesi yoksa çok da akılda kalmıyor.

Solda ikinci olan Ayrton Senna, ortada birinci Alain Prost ve sağda üçüncü olan Micheal Schumacher

“Ay’a ilk ayak basan kimdir” diye bir soru sorulduğunda hemen hepimiz Neil Armstrong diye cevap verebiliriz. Peki Ay’a ikinci olarak kim ayak bastı? Kaçımız duyduk Edwin Aldrin ismini? Oysa Neil Armstong ile birlikte çıktıkları bu yolculukta ondan sadece 20 dakika sonra Ay’a ayağını basıyor. Ama Neil Armstrong ne kadar tanınıyorsa, aynı oranda Edwin Aldrin de tanınmıyor. Hem de bu kadar önemli bir olayın ana unsurlarından biri olduğu halde.

Edwin Aldrin

Tüm bunların bir istisnası var. Yukardaki fotoğraflarda bir şey dikkatinizi çekti mi, bronz madalya alan yani 3. olan tüm sporcular şampiyon olmuş kadar mutlu. Bunun nedeni ne olabilir? Bana göre üçüncü olan kişi, kendini dördüncü ya da dereceye giremeyenlerle kıyaslıyor. Çünkü önünde kıyaslayacağı birden fazla kişi var. Bu durumda da insanın bir başka özelliği ortaya çıkıyor: önünde birden fazla iyi, üstün, başarılı kişi varsa, kıyası geriye doğru yapıyor ve bu da onun mutlu olmasına sebep oluyor.

Her iki durumla da hayatın pek çok alanında karşılaşmak mümkün. “Ayakkabım yok diye üzülürdüm, ta ki ayaksız birini görene kadar” diye bazı yerlerde Mevlana’ya, bazı yerlerde Balzac’a atfen söylenmiş bir söz var. Kimin söylediğinden çok sözün kendisine baktığımızda, hayatımız boyunca hep bizden iyi, bizden üstün, bizden yetenekli insanlarla mutlaka karşılaşacağız. Bu gerçeklik yanı başımızdayken kendimizi üzmeye, bedbaht etmeye ne gerek var? Bizden daha yoksun, daha eksik birilerinin farkında olup elimizdekine şükretmek en büyük erdem diye düşünüyorum. Ama maalesef insanız ve “yukarı doğru kıyas” belasından kurtulamıyoruz.

Sevdiklerinizle birlikte, ağız tadıyla, sevinç ve huzur ile nice bayramlara eksiksiz kavuşmanız dileğiyle..

Sevgilerimle💖

2 Comments

  1. Elifcim geniş bir yelpazede ele alıp örneklendirdiğin yazın için kalemine sağlık.
    “Başarı bir seçenektir , hak eden kazansın “ görüşüne karşıt olarak
    Hırslı insanlar başarıyı bir “seçenek” olarak değil, “zorunluluk” olarak görür. Başarıya, “başarılı ol veya denerken öl” gözüyle bakarlar. Başarıyı sadece bir alternatif, seçenek veya şans olarak görmezler. Bence birinci olmanın yolu kendine rakip kendin olmalı sonuç ne olursa olsa kabullenmekten geçer her zaman birinci olamıyorsan ikincilikte güzeldir diyebilmektir.

    Liked by 1 kişi

  2. Elif’im inci tanem . Yazıni yine cok begendim. Teşekkürlerimi sunuyorum..
    Bazen hayatimda bir miktar hırs olsaydı daha mi iyi olurdu her sey dedigim olur. Sonra vaz gecerim. Ben böyle yaratilmisim. Hayatımdaki ölçü, bugün dünden daha iyi mi oldugumdur. Elime aldığım isi kimse ile yarismadan, sadece kendimle yarisarak bitiririm. Dünden bugüne daha iyi performans sergileyebiliyorsam benim için hep yeterli olmustur. Elbette ki takdir edilmek, begenilmek istegi insanin dogasinda var. Ancak eger sonuçtan ” ben” mennun degilsem bu takdirler pek bi sey ifafe etmez 🙂 kalemine saglik güzeller guzelim 😘🙏

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s