14 MART / DİRENİŞ BAYRAMI

Geçen sene 14 Mart Tıp Bayramı’nda, şöyle bir yazı yazarak bu bayramın çıkış hikayesini anlatmaya çalışmıştım:

https://elifata.com/2020/03/15/14-mart-ve-tibbiyeli-hikmet/

Resmi ve dini bayramlar haricinde kutlanılan bütün günlerin menşei hep yurtdışıdır. Annler günü, babalar günü, sevgililer günü, noel v.s… Oysa Tıp Bayramı tamamen bize özgü ve köken itibariyle de bir direnişin sembolü olarak ortaya çıkmıştır. Dünyanın diğer ülkelerini bilmiyorum ama bizde tıp eğitimi almış kişilerin farklı bir gen yapısı mı var, yoksa aldıkları eğitimlerden dolayı oluşan bilinç mi, artık her ne ise tarihimizde nerede bir direniş, nerede ülkenin gidişatında problem olduğu tespit edilse ilk öne çıkanlar tıbbıyeliler oluyor. Mesela Padişah Abdülhamid’in istibdat rejiminden rahatsız olan, kula kulluk etmeyi hazmedemeyen, sınırlandırılmış özgürlüklerin huzursuzluğunu yaşayıp bu durumu ortadan kaldırmak isteyen ilk topluluk tıbbiyeliler olmuş ve bir döneme damgasını vuran İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni kurmuşlardır. Bu Cemiyetin sonraki tutumu, hatası sevabı bir başka yazı konusu olabilir ama burada önemli olan mutlak hakim olarak görülen Padişah’a karşı son derece ulvi amaçlar için başkaldırmak. Bu yüzden padişah Abdülhamid, Tıbbıyelileri hiç sevmedi. Birçok Tıbbiyeliyi sürgüne yollamış, hatta bazı iddialara göre birkaç öğrenci ayaklarına taş bağlanıp denize atılmış. Nazım Hikmet bu konuya dair şöyle bir şiir yazmıştır:

“Hiç adam asılırken gördünüz mü?

Yarın bir tane asacağız,

Şafakla

Şafakla beraber…

Abdülhamid

Atardı Tıbbiye talebesini Sarayburnu’ndan.

Akıntı götürmüş çuvalları bulamadılar…

Çok adam

Çok adam asıldı Hürriyette…”

Türk Verem Savaş Derneği’nin kurucusu, İstanbul Üniversitesi’nin rektörlüğünü de yapmış Ord. Prof. Dr. Tevfik Sağlam, “Nasıl Okudum” adlı kitabında şöyle diyor: “Tıbbiyeli garp ile şarkın farkını bilen ve geriliğimizin derin acısını duyan insandı. Bu sebepten Tıbbiye Mektebi vatanseverliğin, hürriyet aşkının, şark miskinliğinden kurtulma, ilerleme, bir an önce yüksek bir medeniyet seviyesine ulaşmış memleketlere yetişme cehdinin bir yuvası olmuştu. Tıbbiyeliler, Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahlarının gerici ve müstebit idaresine karşı daima isyancı bir durum almışlardı. Bunun içindir ki, Abdülhamit, tıbbiyelileri sevmez, onlardan korkar, çekinir ve onlara karşı şiddetli bir baskı yapardı. İşte Tıbbiye’deki terör idaresinin sebebi bu idi”

Cumhuriyet öncesi İstanbul’da tramvay taşımacılığı Belçikalı bir şirketin elindedir. Cumhuriyet’in ilanıyla ülkedeki yabancı müteşebbislerle tekrar masaya oturuldu ve bazı anlaşmalar yapıldı. O konulardan biri de öğrenci kimliğini gösteren kişilerin ulaşım için yarı fiyat ödemesiydi. O yıllarda tam bilet 80 lira, yarım yani öğrenci bileti 40 liraydı. Bir dönem bu şekilde ulaşım sağlanırken, günün birinde bir biletçi, muhtemelen şirketin de yönlendirmesi ile “Ben öğrenci kimliği falan anlamam. Herkes aynı ücreti, tam parayı ödeyecek” diyerek öğrencilerden tam bilet parası ister. Öğrenciler elbette bu duruma karşı gelir. Biletçi ile öğrenciler arasında büyük münakaşalar yaşanır. Durumu haber alan Belçikalı şirket, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gidip “Öğrenciler tramvayda sorun çıkartıyor, her tamvaya birer memur koyun” diyor. Nasıl olduysa Emniyet Müdürlüğü bu isteği kabul edip her tramvaya birer sivil memur koyuyor. Öğrenciler kararlı bir şekilde hareket ediyor ve bir şekilde örgütleniyorlar. 15 Kasım 1924 günü öğrenciler tramvaya binip 40 lira vermeye devam ederken, biletçi verilen parayı kabul etmiyor. Tramvay içinde bir arbede yaşanıyor ve tramvay sürücü aracı durduruyor. Tesadüfen durulan o noktada bir çalışma vardır ve şirket sahibi, yöneticileri de oradadır. Öğrenciler tramvaydan indirilmeye başlanıyor, orada çalışan işçiler, şirket yöneticileri topluca öğrencileri dövmeye başlıyor. Bu esnada tramvayın içindeki sivil polis de iki el ateş ediyor. Olayda iki öğrenci yaralanıyor. Bunun üzerine ertesi gün büyük bir gençlik eylemi gerçekleşiyor ve şirketin ana binası abluka altına alınıyor. Ve o gün indirimli ulaşım hakkı bir daha iptal edilmemek üzere bugüne kadar geliyor. Bugün öğrenciler indirimli ulaşım hakkına sahipse, o eylemin, o kararlılığın büyük etkisi vardır. Ve o eyleme ön ayak olan gene 3 tıp öğrencisidir ve içlerinden ikisi polisin silahından çıkan mermiden dolayı yaralanmıştır. İşte bugün olumsuz şekilde söylenilen “kırk paralık adam” lafı da o günlerden kalmadır. İett’nin kendi sayfasında da kronolojik olarak bu durumdan bahsedilir:

https://www.iett.istanbul/tr/main/pages/kronolojik-tarihce/32

Tıp öğrencisi, sağlık çalışanları her zaman halkın yanında olmuş, yeri gelmiş Padişah’a başkaldırmış, yeri gelmiş tramvay şirketine direnmiş, yeri gelmiş insanların sağlıklarına kavuşmaları için araç yolunun olmadığı bir kırsala hasta bakmak için yolu arşınlanmıştır. Bir senedir pandemi ile mücadele ediliyor ve bugün itibariyle bu mücadelede kendi canını siper eden 387 sağlık çalışanı hakkın rahmetine kavuşmuştur. Hepsine Allah’tan rahmet dilerken başta aşağıda isimleri geçen sağlık şehitleri olmak üzere, bir insanın hayatını daha sağlıklı bir şekilde geçirmesine vesile olan bütün sağlıkçıların gününü kutlar, kendilerine minnetlerimi sunarım…

Sevgilerle 💝

2 Comments

  1. Elifcim emeğine sağlık. Gelmiş geçmiş ne kadar sağlık elemanı varsa insanlık onlara minnettar . Ülkenin aydınlık yüzü onlar , dünya döndükçe var olsunlar sevgi ve saygılarımızla 14 Mart Tıp Bayramları kutlu olsun ….

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s